Pazarlama
Birçok kurum görünürlüğe ciddi yatırım yapıyor.
Web sitesini yeniliyor, sosyal medya görünürlüğünü artırıyor, daha fazla içerik üretiyor ve farklı kanallarda kampanyalar yürütüyor.
Buna rağmen piyasanın şirketi nasıl gördüğü çoğu zaman netleşmiyor.
Sebep basit. Görünürlük tek başına konumlandırma yaratmaz.
İnsanlar markayı daha sık görebilir, ancak kurumun neyi temsil ettiğini, neden farklı olduğunu ve neden önemli olduğunu yine de tam olarak anlayamayabilir.
Pazarlamanın stratejik değeri tam da burada kaybolmaya başlar.
Asıl rol daha fazla görünür olmak değil, şirketin yönünü ve farkını daha anlaşılır hale getirmektir.
Daha fazla içerik her zaman netlik yaratmaz
Modern pazarlamadaki en yaygın hatalardan biri, sıklığın gücü artırdığı varsayımıdır.
Oysa temel konumlandırma net değilse çok sayıda içerik üretimi kolayca kafa karışıklığı yaratır.
Bu genelde farklı ekipler farklı öncelikleri öne çıkardığında olur:
- büyüme
- inovasyon
- işveren markası
- sürdürülebilirlik
- ürün güçlü yönleri
- liderlik görünürlüğü
Her biri tek başına doğru olabilir. Ama ortak bir anlatı olmadığında piyasa bütün yerine parçaları görür.
Sonuç görünürlüktür, ama akılda kalıcılık değildir.
Her temas noktası aynı fikri güçlendirmeli
Güçlü bir konumlandırma her kanala ortak bir yön verir.
Web sitesi, LinkedIn varlığı, liderlik dili, sunumlar ve dış görünürlük aynı ana fikri desteklemelidir.
Bu her yerde aynı cümlelerin kullanılması demek değildir.
Asıl önemli olan, piyasanın tekrar tekrar aynı stratejik mantığı görmesidir.
Bu netlik olduğunda pazarlama çok daha verimli çalışır.
Zaman içinde daha güçlü hatırlanma, daha net ayrışma ve daha yüksek marka değeri yaratır.
Görünürlük farkındalık yaratır. Konumlandırma ise anlam yaratır. Piyasada daha güçlü yer edinen kurumlar en yüksek sesle konuşanlar değil, neyi farklı yaptıklarını en net gösterenlerdir. Bu netlik görünürlüğü uzun vadeli stratejik değere dönüştürür.